Ahiret Günü 07

SUR’A ÜFLEME

 

Aziz kardeşim, bilmiş ol ki, ‘Sûr’ denen şey büyük bir boynuzdur. Hatta kutrunun gökler ve yer genişliğinde olduğu söylenir. İsrafil Aleyhi’s-selam’a verilmiştir. Allahû Teâlâ dünyanın ömrünü sona erdirmeği murad ettiği vakit, İsrafil’e bu Sûr’a üflemekle emreder. Birinci üfleyişinde, Allahû Teâlâ’nın istisna ettiği; Cebrail, İsrafil, Mikail ve Azrail Aleyhi’s-selam adlarında dört büyük melek ile arşı taşıyan melekler, Cennet’teki hûriler ve Cehennem’in Hâzini müstesna, diğer bütün canlılar ölür. Nitekim Ayet-i Celile’de:

 

“(Birinci) Sûr’a üfürülmüş (üfürülecek), artık Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere, göklerde kim var, yerde kim varsa hepsi düşüp ölmüştür (ölecektir). Sonra ona bir daha üfürülmüştür (üfürülecektir). O anda görürsün ki (ölüler dirilip) ayakta bakınıp duruyorlar.” (Ez-Zümer 68) buyrulmuştur. İsrafil Aleyhi’s-selam’ın vazifesi yaradıladan beri elinde Sûr emre amade olarak beklemektir.

 

Tirmizi’nin Ebu Said el-Hudri (r.a.) ‘den rivayetinde, Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“Ben nasıl neşeleneyim ki İsrafil Sûr’u eline alarak ağzına dayamış, kulaklarını yan çevirmiş ve üflemek için emir bekliyor.” buyurmuştur. Resulü Ekrem (s.a.v.)’ın bu ihtarı, Sahabe-i Kiram’a tesir etmiş olacak ki:

 

‘—Ne emir buyurursun, biz ne yapalım, Ya Resulullah?’ diye sorduklarında, Resulü Ekrem:

 

“—Siz de ‘Hasbunallâh ve nime’l Vekil, Tevekkelnâ alalâh’ veya ‘Allahû tevekkelnâ’ deyiniz.” buyurmuştur.

 

Yine Ebu Davud ve Tirmizi’nin Amr b. El-As (r.a.) ‘dan rivayetlerinde, Resulü Ekrem’e Sûr’dan soruldu da şöyle buyurdu:

 

“O, içine üflenecek olan bir boynuzdur. İsrafil’e emr olunup oraya üflendiğinde yeryüzü çalkalanacak, gebe kadınlar çocuklarını düşürecek, anneler çocuklarını emziremez hale gelecek, insanlar – sarhoş olmadıkları halde – sarhoş gibi olacaklar. Gerçekte onlar sarhoş değil, fakat Allah’ın azabı şiddetlidir.” Nitekim Kuran-ı Kerim’de:

 

“Ey insanlar, Rabbiniz (in azabın) dan sakının. Çünkü o saatin zelzelesi büyük şeydir. Onu göreceğiniz gün emzikli her (kadın kendi başının derdiyle) emzirdiğini unutup geçer. Yüklü her (gebe kadın) yükünü (çocuğunu) düşürür. İnsanları sarhoş (olmuş gibi) görürsün. Hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı pek çetindir.” (El-Hacc 1–2) buyrulmuştur.

 

O günün şiddetinden anneler yavrularını unutacak, gebe olan kadınlar çocuklarını düşürecek, korkudan insanlar sarhoş gibi olacak ve nihayet öleceklerdir. O gün ilk ölecek olan, devesinin yalağını çamur ile sıvamakta olan birisidir. Onunla birlikte devesi, sonra da bütün insanlar ölecektir.

 

Müslim’in Abdullah b. Amr b. El-As (r.a.) ‘den rivayetinde, Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“Deccal benim ümmetim zamanında çıkacak ve kırk müddet kalacak. (Ravi: Kırk gün mü yahut kırk ay mı veya sene mi olduğunu bilmiyorum, diyor.) Sonra Allahû Teâlâ İsa Aleyhi’s-selam’ı gönderir. O da Deccal’ı öldürür. Sonra halk, yedi sene huzur içinde yaşarlar; öyle ki iki kişi arasında düşmanlık olmaz. Sonra Allahû Teâlâ Şam tarafından serin bir rüzgâr estirir. Bunun üzerine, kalbinde zerre kadar hayır ve iman bulunan hiçbir kimse yeryüzünde kalmaz, muhakkak ölür. Hatta sizden biriniz dağlardaki inlere kaçıp girse bile rüzgâr oraya kadar girip onun da ölümüne sebep olur. Artık yeryüzünde iyilik bilmeyen, fenalıktan sakınmayan, şerre karşı bir kuş gibi süratle koşan canavar gibi hunhar, kötü insanlar kalır. Şeytan da onlara (insan suretinde) temessül ederek:

 

‘—Hala davete icabet etmiyor musunuz?’ der. Onlar da:

 

‘—Bize ne emrediyorsun?’ derler. Şeytan onlara:

 

‘—Putlara tapınız.’ der. Onlar da buna uyarlar. İşte bunlar, ahlaksızlıklar içinde yüzerler ve putlara taparlarken rızıkları çoğalır, geçimleri düzelir. Sonra ansızın ölüm borusu çalınır. Bunu duyan herkes, onun dehşetinden boynunun bir tarafını koyup kaldırıncaya kadar, ölür. Bu ölüm borusunu ilk duyan adam, devesinin yalağını çamurla tamir ederken derhal can verir. Etrafındakiler de ölürler. Sonra Allahû Teâlâ çisinti gibi hafifçe bir yağmur gönderir. Bu yüzden insanların çürümüş cesetleri, kuyruk sokumundaki hurda kemikten türer. Sonra dirilmek için ikinci defa Sûr’a üflenir. Halk kabirlerinden kalkıp Allah’ın emrine intizar ederler. Sonra: “Ey insanlar, hesap vermek için Rabbinizin huzuruna gelin.” diye çağırılır. Meleklere: “Durun, durun, onlar sorumludurlar, onları tevkif ediniz.” denir. Sonra yine meleklere: “Cehennem’likleri ayırınız.” emri verilir. Kaç adetten kaç adedinin çıkarılacağı sorulunca: “Her binden dokuz yüz doksan dokuzunu ayırınız.” denir.

 

İşte bu gün çocukları, derhal saçları ağarmış ihtiyarlara çevireceği, her hakikatin apaçık meydana çıkacağı, hesap ve cezanın bütün dehşetiyle hüküm süreceği bir gündür.”

 

Bilmiş ol ki, Sûr’a üflendikten ve dört büyük melekten başka herkes öldükten sonra, Allahû Teâlâ Azrail’e emreder. Azrail kendi ruhunu kabzetmeğe uğraşırken ölümün şiddetli acısından yakınır. Artık yer ve gökler bomboş kalır. Hiçbir canlı yaratık kalmaz. Sonra Allahû Teâlâ: “Bugün mülk kimindir?” diye sorar fakat cevap verecek kimse olmadığından, bizzat kendisi: “Bir olan (her şeye hâkim ve) kahhar olan Allah’ındır!” diye cevap verir. Nitekim Kuran-ı Kerim’de:

 

“O (kavuşma) gün (ü) onlar (kabirlerinden fırlayıp) çıkarlar. Onlardan (sâdir olan) hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. (Allah buyurur): “Bugün mülk kimindir?” (Yine kendisi cevap verir): “Bir olan (Her şeye hâkim ve) kahhar olan Allah’ındır.” (El-Mümin 16) buyrulmuştur. Böylece gökler meleklerden, yeryüzü insanlardan boş kalır. Artık ins, cin hayvan ve kuşlardan, dünyanın süs ve eşyalarından hiçbir şey kalmaz, hepsi çürür gider. Allahû Teâlâ buyuruyor:

 

“Göklerin ve yerin (bütün) mirası Allah’ındır.” (El-Hadid 10) Diğer Ayet-i Kerime’de şöyle buyrulur:

 

“O’nun zatından başka her şey helak olucudur. Hüküm O’nundur ve siz ancak O’na döndürül (üp götürül) eceksiniz.” (El-Kassas 88)

 

Rivayetlere göre yeryüzü 40 sene böyle ıpıssız kalır. Sonra Allahû Teâlâ İsrafil Aleyhi’s-selam’ı yaratır ve ikinci defa Sûr’a üfler.

 

SUR’A İKİNCİ DEFA ÜFLENMESİ

 

Aziz kardeşim, bilmiş ol ki, kıyamet, ikinci defa Sûr’a üfürüldükten sonra, başlar. Bu ikinci üfürme de dirilme üfürmesidir. O gün, müddeti elli bin sene olan bir gündür. Nitekim Allahû Teâlâ:

 

“Melekler de Ruh da oraya bir günde yükselir çıkar ki mesafesi (dünya seneleriyle) elli bin yıldır. (Habibim) şimdilik sen güzel bir sabır ile katlan. Fil halkıyla onlar bunu (imkândan) uzak görürler (fakat) biz onu yakın görüyoruz.” (El-Maaric 5–6) buyurmuştur.

 

Allahû Teâlâ yaratıkların dirilmesini murad ettiği vakit, evvela İsrafil, Mikail, Cebrail ve Azrail Aleyhi’s-selam’ı diriltir. İsrafil’e emreder; ikinci defa Sûr’a üfler. Dünyaya gelip geçmiş bütün yaratıklar dirilir. Mezarından ilk önce kalkacak olan Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘dir. Cebrail Aleyhi’s-selam Hamd Sancağı ile birlikte Resulü Ekrem’in huzuruna gelir. Bir de ne baksın, Resulü Ekrem (s.a.v.) mübarek yüzünden ve sakalından toprakları temizlemekle meşguldür. Âlemlere rahmet olarak gönderilen yüce Peygamber Cebrail’i görür görmez:

 

“—Ümmetim nerede, ümmetime Allahû Teâlâ ne muamele yaptı?” diye sorar. Cebrail:

 

‘—Ya Resulullah, Allahû Teâlâ senden önce kimseyi diriltmemiştir, ilk dirilen sensin.’ diye cevap verir. Nitekim Ayet-i Celile’de:

 

“O gün (bütün halk) o hak sayhayı işiteceklerdir. İşte bu, (kabirden) çıkış günüdür.” (Kaf 42) buyrulmuştur. Diğer Ayet-i Kerime’de:

 

“O davet edicinin (misli) görülmemiş tanılmamış bir şeye davet edeceği gün, gözleri zelil ve hakir (dönmüş) olarak hepsi de cıvgın (ve yaygın) çekirgeler gibi kabirlerinden çıkacaklar, o davet ediciye (içlerinden) kâfir olanlar (öyle) diyecek (ler): “Bu çok sarp bir gün.” (El-Kamer 6–8) buyrulmuştur. Diğer bir Ayet-i Kerime’de:

 

“Sûr’a üfürülmüştür. Artık bakarsın ki onlar kabirlerinden (kalkıp) Rablerine doğru koşarak gidiyorlar. (O zaman şöyle) demişlerdir: Eyvah, uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı? Bu baas, çok esirgeyici (Allah) ın vaad ettiği şey. Gönderilen (Peygamber) ler (meğer) doğru söylemiş.“ (Yasin 51–52) diğer bir Ayeti Kerime’de:

 

“O gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi kabirler (in) den fırlaya fırlaya (mahşere) çıkarlar, gözleri horlukla aşağıda, kendilerini bir zillet (ve hakaret) kaplamış olarak. İşte bu, onların tehdit edile geldikleri gündür.” (El-Maaric 43–44) buyrulmuştur.

 

Şunu da bilmiş ol ki, Allahû Teâlâ mahlûkatı diriltmeği murad ettiği vakit, şiddetli bir rüzgâr estirir, zerre halinde dağılmış olan cisimler, havada zerreler halinde toplanır; bulutlar gibi bir araya gelirler. Her cesedin zerreleri kendi mezar başına gelir ve yağmur gibi mezarına yağar ve bütün ölüler böylece tevekkün edip meydana gelirler. Nitekim Allahû Teâlâ:

 

“Allah rüzgârları salıverip de bulut (ları) harekete getirmekte olandır. Derken biz onu ölü bir toprağa sürüp onunla yeri, ölümünün ardından, canlandırmışızdır. İşte (ölülerin) dirilme (si) de böyledir.” (Fatır 9) buyurmuştur.

 

Buhari, Müslim ve Tirmizi’den başka Sünen sahipleri Ebu Hureyre (r.a.) ‘den rivayetlerinde Resulü Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 

“İki Sûr arasında 40 vardır.” Bazıları: ‘Bu kırk gündür, dediler.’ Kırk ay veya kırk sene olduğunu söyleyenler de vardır. Sonra gökten bir yağmur yağar. İnsanlar yeryüzünden, bitkiler biter gibi, biterler. İnsanın kuyruk sokumundan başka her parçası çürür. Kıyamet gününde kuyruk sokumundan meydana gelirler.

 

Rivayetlere göre bu yağmur, adeta erkek menisine benzer. Kırk gün yer üzerinde kalır. Sonra bundan cisimler meydana gelir. İbrahim Aleyhi’s-selam ölünün nasıl dirildiğini Rabbisinden görmek istediğinde, cesedin parçalanıp nasıl dirildiğini müşahede etmiştir. Allahû Teâlâ:

 

“—İnanmadın mı? buyurunca,

 

—İnandım, fakat şöyle bir de gözümle görüp daha iyi mutmain olmak istedim, dedi.”

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s