Ahiret Günü 14

CENNET VE NİMETLERİ

 

Cennet, Allahû Teâlâ’nın mümin, takva sahibi ve iyi kullarına, dünyadaki salih amelleri, günah ve haramdan korunmaları için yaptıkları nefis mücadelesi karşılığında, vaad buyurduğu zevk-u sefa yeridir. Bu husustaki Ayet-i Kerime’ler:

 

“İşte bu, sizin yapa geldiğiniz iyi amel (ve hareket) leriniz sayesinde mirasçı kılınacağınız Cennet’tir.” (Ez-Zuhruf 72)

 

“O, öyle Cennet’tir ki, biz ona kullarımızdan gerçekten muttaki olan kişileri varis kılacağız.” (Meryem 63)

 

“Şüphesiz o iyiler (Cennet) nimet (leri) içinde.” (Tatvif 22)

 

“Sabrettiklerine mukabil onları Cennet’le, ipekle mükâfatlandırmıştır.” (El-İnsan 12)

 

Allahû Teâlâ müminleri Cennet’e terkip ve bunun için amel-i saliha teşvik etmek üzere de şöyle buyuruyor:

 

“Rabbinizden mağfirete ve – genişliği yerle göğün eni kadar olan, Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış bulunan – Cennet’e (ulaşmak) için yarış yapıp kazanın. İşte bu, Allah’ın fazl (u-kerem) idir ki, kime dilerse ona verir. Allah büyüktür fazl (u-inayet) sahibidir.” (El-Hadid 21)

 

“Rabbinizin mağfiretine – ve takva sahipleri için hazırlanmış olan Cennet’e – ki eni göklerle yer (kadardır) – koşuşun.” (Ali-İmran 133)

 

“Rabbinin makamından korkan kimseler için iki Cennet vardır.” (Er-Rahman 46)

 

“Amma kim Rabbinin makamından korktu, nefsini heva (ve hevesin) den alıkoyduysa, işte muhakkak ki Cennet onun varacağı yerin ta kendisidir.” (En-Naziât 40–41)

 

“İman edip güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince): Onlar da Cennet’in arkadaşlarıdırlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” (El-Bakara 81)

 

Aziz kardeşim! Şurasını da iyi bil ki, Cennet nimetleri duyduğumuz, okuduğumuz ve öğrendiklerimizin ve hatta aklımızdan geçenlerin de üstündedir. Bizim düşüncelerimiz, Cennet’in nimetlerini içine alamaz. Çünkü biz, ancak dünyevi olanları anlayabiliriz. Ahret’tekileri anlayamayız. Kuran-ı Kerim’de bize açıklanıyor:

 

Hurilerinden, apartmanlarından, cariye ve kölelerinden, atın ve gümüş, nehir ve ağaçlıklarından, meyvelik, bağ bahçelerinden bahis ediliyor. Fakat bunlar da yalnız bir isim benzerliği vardır. Yoksa oradakiler dünyadakilere hiç benzemez ve onlardan çok daha üstündür. Bunu açıklamak üzere, Buhari ile Müslim’in Ebu Hureyre (r.a.) ‘den rivayetlerinde, Resulü Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu:

 

“Allahû Teâlâ: Salih kullarım için Cennet’te hiç gözün görmediği, hiç kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin gönlünden geçirmediği bir takım nimetler hazırladım.” Bundan sonra Ebu Hureyre: İsterseniz şu Ayet’i de okuyunuz, demiştir. Meali şöyledir:

 

“Müminlerin işledikleri hayır ve ibadetlerin mükâfatı olarak (Allah hazinesinde) saklamış olan göz aydınlığı nimetleri kimse bilmez.”

 

Şurayı da iyi bil ki, Cennet, yalnız bir değil, dört veya sekizdir. Bir Cennet içerisinde farklı mevkiler olduğu gibi ayrı ayrı bu Cennet’ler de birbirinden farklı ve üstündür. Nitekim Ayet-i Celile’de:

 

“Elbette Ahiret, dereceler (farkları) itibariyle de daha büyüktür. Üstün kılmak bakımından da daha üstündür.” (El-İsrâ 21) buyrulmuştur.

 

Tirmizi’nin de Ubade b. Es-Samit (r.a.) ‘den rivayetlerinde Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“Cennet’te yüz derece var; her derecenin arası yer ile gök arası gibidir. Firdevs, Cennet’in en üstün yeridir. Cennet’teki dört ırmağın kaynağı oradadır. Arş-ı azam onun üstündedir. Allah’tan istediğiniz vakit, Firdevs Cennet’ini isteyiniz.” buyurmuştur.

 

Yine Buhari ile Müslim’in Sehl b. Sad (r.a.) ‘den rivayetlerinde, Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“Şüphesiz Cennet ehli sizin semadaki yıldızları gördüğünüz gibi, Cennet’te yüksek köşkleri temaşa ederler.” buyurmuştur. Diğer bir rivayette: Ebu Bekir ve Ömer (r.anhuma) bu köşklere sahip olanlardandır.

 

İşte herkesin ameline göre Cennet’te derecesi vardır.

 

Cennet’lerin en alası Firdevs, sonra Adn, sonra Huld, sonra Mevâ’dır. Bunlar dört Cennet’tir. Allahû Teâlâ bunları ve aralarındaki farkları Rahman Suresi’nde şu şekilde beyan buyurmuştur:

 

“Rabbinin makamından korkan kimseler için iki Cennet vardır.” (Er-Rahman 46) Bu Cennet’lerdeki ırmakları, meyveleri, yatak ve hurileri anlattı. Sonra:

 

(O) iki (Cennet) den başka iki Cennet daha vardır.” (Er-Rahman 62)

 

Buhari, Müslim ve Tirmizi’nin Ebu Musa el-Eşari (r.a.) ‘den rivayetlerinde, Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“İki Cennet’in kapıları ve bütün içinde olanlar gümüşten, diğer iki Cennet’in kapıları ve bütün orada olanlar altındandır. Cennet’i Adn’da olanların Allahû Teâlâ’ya bakmaları için aralarında Kibriyalık perdesinden başka bir şey yoktu.” buyurmuştur.

 

Cennet’in sekiz kapısı vardır. Bunlardan bir kapı Peygamberimiz (s.a.v.) ve ümmetine mahsustur. Bu nurla beraber diğer ümmetlerin girdikleri kapılarda da müşterektirler. Bu kapılardan her biri bir iyi amel kapısıdır. Mesela bir kapıya ‘Bâbu’s-Salât-Namaz Kapısı’ denir. Buradan ancak namaz kılanlar girer. Bir kapı da oruç tutanlara mahsustur. Bunun adı da ‘Er-Rayyan’ dır. Buradan da ancak oruç tutanlar girer. Diğer bir kapı sadaka kapısıdır. Bir kapı, anne ve babaya itaat kapısıdır. Buradan da anne ve babasına itaat edenler girer. Diğer bir kapı ‘Sılâ-i Rahm’ ve bir öteki kapı ‘İhsan’ kapısıdır. Kapılardan biri de çocukları sevindirenlere mahsustur. Bunlar da oralardan girerler. Hulâsa her iyi amelin bir kapısı vardır. Bütün iyi amelleri yapanlar için kapıların hepsi açıktır; istediğinden girer.

 

Rivayete göre Resulü Ekrem (s.a.v.), Cennet’in bütün kapılarını ve bu kapılardan gireceklerin amellerini anlattı. Hz. Ebu Bekir (r.a.):

 

‘—Ya Resullullah, bütün kapılardan davet edilecek olan var mı?’ diye sordu. Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“—Evet, ve sen onlardansın!” buyurdu.

 

Müslim ve diğer Sünen sahiplerinin Ömer b. el-Hattab (r.a.) ‘dan rivayetlerinde, Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“Sizden herhangi biriniz tam manasıyla abdest alır da “Eşhedü En Lâilahe İllallâhu Vahdehü Lâ Şerike Leh. Ve Eşhedü Enne Muhammeden Abdühü Ve Rasûlüh” derse o kimse için Cennet’in sekiz kapısı da açılır ve o kimse istediği kapıdan girer.” buyurmuştur.

 

Cennet’in nimetlerine gelince: İnsanın canının istediği ve gönlünün arzu ettiği her çeşit nimetler orada mevcuttur. Bütün bunları Kuran-ı Kerim ve sahih Hadis’lerden dinleyelim:

 

1- Cennet’in yeri ve toprağı: Cennet’in yeri ve toprağı bizim dünyadaki yer ve toprak gibi değildir. Onun Toprağı Zaferân, Çakılı İnci Mercan, Sıvası ise Misk’tir. Nitekim Tirmizi’nin Ebu Hureyre (r.a.) ‘den rivayetinde, Ebu Hureyre diyor ki: Resulü Ekrem (s.a.v.)’e mahlûkatın nereden yaratıldığını sordum. Resulü Ekrem (s.a.v.): “Sudan” buyurdu. Cennet’in binalarından sordum. Resulü Ekrem (s.a.v.): “Bir Kerpici Gümüş ve Bir Kerpici Altın. Sıvası Misk, Çakılı ise İnci, Toprağı Zaferân’dır. Oraya giren daima zevk-u sefadadır; ebedi oradadır, ölüm tehlikesi yoktur, kocamaz ve elbiseleri eskimez.” buyurdu.

 

2- Irmakları: Kaynakları Firdevs’ten olmak üzere Dört Irmağı vardır. Bu ırmaklar Cennet’in her köşesine uğrarlar. Irmakların biri Halis Su, diğeri Süt, diğeri Şarap ve diğeri Halis Baldır. Nitekim Allahû Teâlâ Kuran-ı Kerim’de:

 

“(Habibim) iman eden, bir de güzel amel (ve hareket) lerde bulunan kimselere muştula ki, altlarından ırmaklar akan Cennet’ler onların.” (El-Bakara 25)

 

“(Şirkten) sakınanlara vaad olunan Cennet’in sıfatı (şudur): İçinde rengi, kokusu, hiçbir vasfı bozulmayan sudan ırmaklar, tadına halel gelmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar, süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır.” (Muhammed 15) buyurmuştur.

 

Görüldüğü gibi, Cennet suları dünya sularına benzemez. Bizim sularımız fazla durmakla bozulur, rengi ve tadı değişir fakat Cennet suları durdukça tatlanır ve lezzetleşirler. Sütü de dünya sütüne benzemez. Dünyadaki süt, pislik ile kan arasındaki damardan çıkar. Durduğu vakit ekşir ve kokar. Fakat Cennet sütü akan bir ırmaktır. Durdukça tatlanır. Cennet’in şarabı da dünya şarabı gibi değildir. Dünya şarabı bazı meyve ve ürünlerden yapılır. Aynı zamanda aklı izale eder, onu içen kusar ve başı ağrır. Cennet şarabı ise herhangi bir maddeden mamul değildir. Devamlı olarak su gibi akar. İçene sarhoşluk vermez. Nitekim Ayet-i Celile’de:

 

“Ebedi (taze) liğe mazhar edilmiş evlatlar (hizmet için) etraflarında dolanırlar. Mâin (kaynağın) dan (dolu) büyük kaplarla, ibriklerle ve kadehlerle. Ki bundan baş ağrısına uğratılmayacakları gibi, akılları da giderilmez.” (El-Vaki’a 17–20) buyrulmuştur. Cennet’in balı da dünya balı gibi değildir. Dünya balı, arının tükürüğüdür. Cennet balı ise içinde mum bulunmayan akan bir ırmaktır. İşte Cennet halkının içtiği ırmaklar bunlardır.

 

3- Köşk ve sarayları: Yukarıda anlattığımız gibi Cennet’ler dörttür. Bunlardan ikisindeki köşkleri Allahû Teâlâ şöyle buyurur:

 

“Fakat Rablerinden korkanlar (yok mu?) Onlar için üzerlerinde (başka başka) konaklar bina edilmiş, altlarında da ırmaklar akan yüksek (Cennet) menziller (i) vardır. (Bu) Allah’ın vaadi (dir). Allah sözünden caymaz.” (Ez-Zümer 20) Diğer Ayet-i Kerime’de de:

 

“İşte (bütün) onlardır ki zorluklara katlanıp dayanmaları sebebiyle gufre (ler) le mükâfatlandırılacaklardır. Orada sağlık ve selamet ile karşılanacaklardır.” (El-Furkan 75) buyrulmuştur. Cennet’in Köşk ve Sarayları Altın ve Gümüşten inşa edilmiştir. Dünyadaki gibi taş, kerpiç ve tuğlalardan yapılmamıştır. Nitekim Allahû Teâlâ:

 

“(Allah’ın şanı) ne yücedir ki o, dilerse sana bunlardan daha hayırlı olmak üzere (bu dünyada dahi) altından ırmaklar akıp duran Cennet’ler verir, senin için saraylar yapar.” (El-Furkan 10) buyurmuştur.

 

Diğer iki Cennet’e gelince: Allahû Teâlâ öteki iki Cennet’i anlattıktan sonra bu iki Cennet’i ve bunlardaki konak yerlerini ve çadırlarını şöyle anlatıyor:

 

“(O) iki (Cennet) den başka iki Cennet daha vardır.” (Er-Rahman 62)

 

“İçlerinde güzel huylu güzel yüzlü kadınlar vardır.” (Er-Rahman 72) buyurmuştur. Cennet’in çadırları keten, kıl ve yünden mamul değil, Lü’lü, Yakut ve Zeberce’den mamuldür. Nitekim Buhari, Müslim ve Tirmizi’nin Ebu Musa (r.a.) ‘dan rivayetlerinde, Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“(Muhakkak ki) Cennet’te (müminler için) Altmış mil eninde içi boş İnciden yapılmış çadır vardır. Çadırın her köşesinde (müminlerin) ehl-ü iyâli bulunur. (Müminler) onları ziyaret ederler. (Çadırın genişliğinden dolayı) aileleri birbirini görmezler.” buyurmuştur.

 

Tirmizi’nin Ebu Said el-Hudri’den rivayetinde, Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“En aşağı mertebedeki Cennet’linin Seksen bin Hizmetçisi ve Yetmiş iki karısı vardır. Çadırın Kubbesi İnci, Elmas ve Yakuttan İşlemelidir. Genişliği Câbiye ile San’a arası kadardır.” buyurmuştur.

 

4- Cennet’in yatak ve kapları: Cennet’in Yatakları Altın İşlemeli Karyolalar üzerinde iç ve dışları İpektendir. ‘Hatta Astarlarının Atlastan olduğu bildiriliyor. Bundan anlaşılıyor ki üst giyimlerinin dünyada bir karşılığı yoktur.’ Nitekim Kuran-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: ‘El-Vaki’a’

 

“Hepsi de astarları atlastan olan döşemelere yaslanarak nimetlenirler.” (Er-Rahman 54)

 

“(Onlar) cevherlerle örtülmüş tahtlar üzerindedirler, üstlerinde karşı karşıya yaslanan (bahtiyarlar) olarak.” (El-Vaki’a 15–16)

 

Yastık, döşeme ve köşeler işlemeli, ipek halılarla süslüdür. Nitekim Ayet-i Celile’de:

 

“Orada yüksek tahtlar. (Önlerine) konmuş kaplar, sıra sıra dizilmiş yastıklar, yayılıp serilmiş saçaklı halılar vardır.” (El-Gâşiye 13–16)

 

Kaplarına gelince: Çanak, kadeh ve bardak gibi kapları altındandır. Bu anlattıklarımız ‘Firdevs’ ve ‘Adn’ Cennet’lerinin kaplarıdır. ‘Huld’ ve ‘Mevâ’ Cennet’lerinin kapları ise gümüştendir. Bu hususu ifade eden Buhari, Müslim ve Tirmizi’nin Ebu Musa (r.a) ‘den rivayet ettikleri Hadis, yukarıda geçmişti. Allahû Teâlâ Kuran-ı Kerim’de:

 

“Onlar altın tepsiler ve testilerle tavaf (ve ziyaret) edilecektir.” (Ez-Zuhruf 72) Diğer Ayet-i Kerime’de de:

 

“Onlara gümüşten billur kaplar, kupalar dolaştırılır. (Evet) gümüşten (yaratılmış) billurlar ki miktarını (sâkiyler) tayin etmişlerdir.” (Ed-Dehr ‘İnsan’ 15–16) buyrulmuştur.

 

5- Kadınları: Cennet’te her müminin dünya kadınlarından iki karısı vardır. Ayrıca ameli nispetinde Hurileri de vardır. Şayet; Biz bu dünya kadınları ile ne çekiyoruz. Ekserisi kötü huylu ve çokları da çirkindir. Aynı zamanda onlarda kıskançlık var ve bu husus bizi rahatsız eder, dersen ve böyle bir şey hatırına geçerse, hayır azizim, senin sandığın gibi değildir. Cennet’e giren Müslüman kadınları hem güzellik bakımından Hurilerden çok üstündürler, hatta Huriler bu kadınların hizmetçileridirler. Aralarında çekememezlik ve düşmanlık gibi bir şey yoktur. Samimiyet, sevgi ve kardeşlik vardır. Nitekim Allahû Teâlâ şöyle buyuruyor:

 

“Biz onların göğüslerindeki kini söküp attık. (Atacağız. Onlar) kardeşler halinde, karşı karşıya tahtları üzerindedirler. (Tahtlarına dayanarak oturacaklardır).” (El-Hicr 47)

 

Şurayı da bilmiş ol ki, Cennet kadınları tertemizdir: Hayız, nifas ve kaza-i hacet gibi halleri yoktur. Çocuk doğurmazlar. Daima bakiredirler. Her münasebette erkekler onları bakire bulur. Nitekim Kuran-ı Kerim’de:

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s