Ahiret Günü 16

İşte Cennet’lilerin Cennet’teki durumları budur. Yer içerler; kaza-i hacetleri yoktur. Küçük abdest yapmazlar. Bu gibi ihtiyaç anında kendilerinden misk kokusu gibi bir koku etrafa yayılır. Hastalık, zayıflık, ihtiyarlık ve ölüm gibi halleri yoktur. Mahzun olmaz, zahmet çekmez ve sıkıntıya düşmezler. Aralarında düşmanlık ve husumet yoktur. Çekememezlik ve niza, gibi kötü huyları yoktur; birbirini kardeşçe severler. Bunların durumlarını anlatmak üzere Allahû Teâlâ:

 

“Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. (Allah) onları Cehennem azabından korumuştur.” (Ed-Dühân 56) buyurmuştur. Diğer Ayet-i Kerime’de de:

 

“(Şöyle) derler: Bizden tasayı gideren Allah’a hamdolsun. Hakikat, Rabbimiz çok yarlığayıcıdır, çok inam edicidir. Ki, fazl (u-inayet) inden bizi (ebedi) durulacak bir yurda kondurdu. O, burada bizde hiçbir yorgunluk değmeyecek, burada bize hiçbir usanç dokunmayacak.” (Fatır 34–35) buyrulmuştur. Bir başka Ayet-i Kerime’de de şöyle buyrulmaktadır:

 

“Kinden göğüslerinde (dünyadan kalma) ne varsa söküp atacağız. Altlarından ırmaklar akacaktır.” (El-Araf 42) Zaman geçtikçe dünyada olduğu gibi bozulup değişmeyip kuvvet ve güzellikleri artar.

 

Nitekim Müslim’in Enes (r.a.) ‘den rivayetinde Resulü Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 

“Cennet’te bir Pazar yeri vardır ki, Cennet halkı her Cuma günü oraya gelirler. Şimal rüzgârı esip onların yüzlerine ve elbiselerine Cennet kokuları saçar ve hem de onların güzellikleri artar. Onlar hüsn-ü cemalleri artmış olduğu halde çarşıdan eh-lü iyâllerine döndüklerinde, aileleri: Vallahi, siz bizden ayrıldıktan sonra hüsn-ü cemalinizi artırdınız; erkekler de: Hakikaten bizden sonra siz de güzelleşmişsiniz, diye mukabele ederler.”

 

Bütün bunlar cismani olan zevk ve nimetlerdir. Cennet sakinlerinin en büyük nimet ve zevki ruhi zevk olan Allahû Teâlâ’nın cemalini müşahededir. Nitekim Kuran-ı Kerim’de:

 

“Yüzler (vardır) o gün ter-ü tazedir. Rablerine bakacaktır.” (El-Kiyame 22–23) buyrulmuştur. Diğer Ayet-i Kerime’de ise şöyle buyrulmuştur:

 

“İyi iş, güzel amel yapanlara (ihsan mertebesine erenlere) daha güzel iyilik, bir de ziyade vardır.” (Yunus 26) Ziyade ise Allahû Teâlâ’nın cemalini müşahededir. Diğer Ayet-i Celile’de:

 

“Orada onlar ne dilerse var. Nezdimizde daha fazlası da var.” (Kaf 35) buyrulmuştur. Buradaki “Daha fazlası” ndan murad, Allahû Teâlâ’nın cemalini müşahededir. Allahû Teâlâ kullarına rızası ile tecelli edip cemalinden perdeyi kaldırdığı vakit, kullar secdeye kapanır. Allahû Teâlâ: “Başınızı kaldırın secdeden. İbadet dünyada idi, burası mükâfat yeridir.” buyurur. Nitekim Ayet-i Celile’de:

 

“(Dünyada) geçmiş günlerde takdim ettiğiniz (iyi ameller) in karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.” (El-Hakka 24) buyrulmuştur. Artık Cennet’te namaz, oruç ve gusül gibi ibadetler yoktur; yalnız hamd ve sena vardır. Nitekim:

 

“(Şöyle) derler: Bizden tasayı gideren Allah’a hamdolsun. Hakikat Rabbimiz çok yarlığayıcıdır, çok inam edicidir.” (Fatır 34)

 

“Dediler: Bize (Cennet) vaadinde sadık olan, bizi, Cennet’ten neresini dilersek bu yere mirasçı yapan Allah’a hamdolsun. (İyi) amel (ve hareket) de bulunanların mükâfatı ne güzel.” (Ez-Zümer 74)

 

“(Şöyle derler): Hamdolsun Allah’a ki, bizi hidayetle buna kavuşturdu. Eğer Allah bize hidayet etmeseydi kendiliğimizden bunun yolunu bulmuş olamazdık.” (El-Araf 42)

 

Ziyaret ve Allah’ın selamını tebliğ için meleklerin müminlere uğradıklarını beyan etmek üzere Allahû Teâlâ:

 

“Melekler de her bir kapıdan onların yanına sokulacaklar (ve şöyle diyeceklerdir). Sabrettiğiniz şeylere mukabil sizlere selam (ve selamet). Dâr (-i dünyan) ın en güzel sonucudur bu.” (Er-Rad 23–24) buyurmuştur.

 

Cennet sakinleri arasında husumet, yalan ve lağiv gibi bir şey bulunmaz. Onlar yekdiğerini saygı ve sevgi ile selamlar. Dünyadan ve dünyadaki amellerinden sohbet ederler. Nitekim:

 

“Orada (aralarında) ki tahiyyetleri (sağlık temennileri, iltifatları) selamdır. Dualarının sonu da – Elhamdülillahi Rabbil Âlemin – Hamdolsun kâinatın Rabbi olan Allah’a (demektir).” (Yunus 10)

 

“Onlar orada ne boş laf, ne de günaha sokacak bir şey işitmezler yalnız bir söz (işitirler ki o da) selam, selam’dır.” (El-Vaki’a 25–26)

 

“Orada ne boş bir lakırdı, ne birbirine yalan söyleme (nedir) işitmezler.” (En-Nebe 35) buyrulmuştur. Dünya işlerini konuştukları da:

 

“(Ehl-i Cennet) birbirine yönelip (hallerini ve amellerini) soruştururlar, (şöyle) diyerek: Biz hakikaten bundan evvel (dünyada) amellerimiz içinde akıbetimizden) korkanlardık. İşte Allah bize (mağfiret ve rahmetini) lütfetti, bizi selamı ile azabından korudu. Gerçek biz bundan evvel (muvahhit olarak) O’na ibadet ediyorduk. Şüphesiz ki, O, (evet) O, (vaadinde sadık) ihsanı bol, çok esirgeyicidir.” (Et-Tûr 25–28) Ayet’leriyle beyan buyrulmuştur.

 

Şurasını da bil ki, Cennet sakinleri Cehennem’lileri ve Cehennem sakinleri de Cennet’lileri müşahede eder ve görürler. Bu da Cennet’linin nimetini ve Cehennem’linin azabını artırmak içindir. Çünkü Cennet’li, onları görünce: Allahû Teâlâ bizi Cennet’e koymasaydı halimiz böyle perişan olacaktı, der ve bulundukları nimetin kadrini bilirler. Kâfirler de: Eğer biz iman edeydik şu nimete nail olacaktık, der ve bunun elim hasretini çekerler ki bu, en büyük bir hasrettir. Çünkü onların Cennet’teki yerlerine müminlerin varis olduklarını görünce, ne hal aldıkları meydandadır. Aralarındaki perde şeffaf olduğu için görmelerine mani olmaz. Hatta aralarında muhavere de geçer. Kuran- Kerim, aralarındaki muhavereyi şöyle anlatır:

 

“Cennet yaranı, ateş yaranına (Cehennem’liklere): Rabbimizin bize vaad ettiğini hak bulduk. Siz de Rabbinizin (tehdit olarak) bildirdiğini (cezayı) gerçek buldunuz mu? diye nida eder (ler). Onlar da: Evet (öyle bulduk) derler. Bunun üzerine aralarında bir münadi: Allah’ın laneti zalimlerin tepesine, diye ünler.” (El-Araf 44)

 

“Ateş yaranı, Cennet yaranına: Su (yunuz) dan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bize akıtın, diye feryat ederler. Onlar da: – Doğrusu – derler, Allah bunları Kâfirlere haram etti.” (El-Araf 50)

 

Bu arada bazı Cennet sakinleri, Cehennem’lileri dünyadaki küfürlerinden dolayı yerer ve iman etmediklerini anlatırlar. Bunu da beyan etmek üzere Allahû Teâlâ:

 

“(Ehl-i Cennet’ten) kimi kimine dönüp sorarlar. İçlerinden bir sözcü der ki: Hakikat, benim (dünyada) bir arkadaşım vardı. (Bana) Gerçek sen de (tekrar dirilmeye) kat’i inananlardan mısın? derdi. Biz öldüğümüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, hakikaten biz mi cezalanmış olacağız? (O sözü söyleyen zat, ihvanına) der ki: Siz (onun iç yüzüne) vâkıf olucular mısınız? Derken o (bizzat) bakıp bunu o çılgın ateşin ta ortasında gördü (ve ona) dedi ki: Allah’a yemin ederim, sen az kaldı beni de muhakkak helak edecektin. Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı ben de (seninle beraber Cehennem’de) hazır bulundurulanlardan olacaktım. (Bak), biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek, bir azaba da uğratılmayacak değil miymişiz?” (Es-Saffat 50–59)

 

“O günde ki erkek münafıklarla kadın münafıklar, iman etmiş olanlara: Bizi bekleyin. Nurunuzdan bir parça ışık alalım, diyecek (ler) dir. (O gün onlara istihza suretiyle): Dönüp arkanıza da bir nur arayın, denilmiş (denilecek), nihayet onlar (la iman etmiş olanlar) ın arasına kapalı bir duvar çekilmiştir (çekilecektir). (Öyle ki) onun içinde rahmet, dış yanında da azab vardır. (Münafıklar) Onlara bağrışırlar: Biz sizinle beraber değil miydik? Evet, dediler (derler, beraberdik). Fakat kendinizi siz kendiniz yaktınız. (Hep müminlerin felaketini) gözettiniz. (İslam dini hakkında) şüphe ettiniz. Sizi kuruntular aldattı. Nihayet işte Allah’ın emri gelip çattı.” (El-Hadid 13–15) buyrulmuştur.

 

Cennet’liler ile Cehennem’liler arasında geçen muhavereden biri de, onların Cehennem’e girmelerinin sebebini sormalarıdır. Nitekim Ayet-i Celile’de:

 

“Ancak Ashab-ı yemin böyle değil. (Onlar) Cennet’lerdedirler. Soruşurlar, günahkârlar (ın hallerini): Sizi Cehennem’e sokan nedir? (Günahkârlar) dediler (derler): Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksula yedirmezdik. Biz de (batıla) dalanlarla beraber dalardık. Ceza (ve hisab) gününü de yalan sayardık. Nihayet bize ölüm gelip çattı.” (El-Müddessir 39–47) beyan buyrulmuştur.

 

İşte böylece konuşurlar. Ah ehl-i Cennet’in saadeti ve vay ehl-i narın şekâveti. İşte bu, Allahû Teâlâ’nın mümin ve muttakilere vaad ettiği Cennet’lerdir. Artık bu açıklamalardan sonra sana düşen vazife Cennet’e girmenin yollarını araştırmaktır.

 

Sevgili kardeşim! Şurasını iyi bil ki, Cennet’e girmenin yolu çok kolaydır. O da iman üzerine kurulan salih ameldir. İmansız amelin bir kuvveti yoktur. Seni Firdevs Cennet’ine ulaştıracak ameli Kuran-ı Kerim şöyle beyan buyurur:

 

“Müminler muhakkak felâh bulmuştur (korktuklarından emin, umduklarına nail olmuşlardır). (Öyle müminler) ki onlar namazlarında huşua riayetkârdırlar. (Öyle müminler) ki onlar boş (lakırdılardan) ve faydasız şeylerden yüz çeviricilerdir. (Öyle müminler) ki onlar zekât (vazife) lerini yapanlardır. (Öyle müminler) ki onlar ırzlarını koruyanlardır. Şu var ki zevcelerine yahut sağ ellerinin malik olduklarına (kendi cariyelerine) karşı (olan durumları) müstesnadır. Çünkü onlar bu takdirde kınanmışlar değildir. O halde kim bunların ötesini isterse şüphe yok ki onlar haddi aşanlardır. (Öyle müminler) ki onlar emanetlerine ve ahitlerine riayetkârdırlar. (Öyle müminler) ki onlar namazlarına devam ederler. İşte onlar varis olanların ta kendileridir. Ki onlar Firdevs’e varis olacaklardır. Onlar bunun içinde ebedi kalıcıdırlar.” (El-Müminûn 1–11) buyrulmuştur.

 

İşte Firdevs Cennet’ine gidecek yol budur. Bu yola giren, Firdevs’e girer. Adn Cennet’ine giden yolu da yine Kuran-ı Kerim’den öğrenelim:

 

“Ey iman edenler – elem verici bir azaptan sizi kurtaracak – bir ticaret (yolunu) göstereyim mi size? Allah ve Peygamberlerine iman (da sebat) eder, mallarınızla da Allah yolunda çarpışırsınız. Bu, sizin için eğer bilirseniz çok hayırlıdır. (Böyle yaparsanız) O, sizin günahlarınızı yarlığar, sizi altlarından ırmaklar akan Cennet’lere ve Adin Cennet’lerindeki çok güzel saraylara sokar. İşte bu, en büyük kurtuluş (saadet) dir.” (Es-Saff 10–12) İşte bu da Adn Cennet’ine giden yoldur. Özü Allah’a ve Resulüne iman, mal ve can uğrunda Cihaddır.

 

Aziz kardeşim! Şunu da bil ki; geçmişteki iyi insanlar Cennet’e giden yolu öğrendikleri vakit hemen o yola girerlerdi. Cennet’e giden yolu ve Cennet’in bedelini ödemeğe çalışırlar ve orasını kazanırlardı. Onlar malları ve canlarını Cennet karşılığı vermek için söz verir ve sözlerinde dururlardı. Bu gibiler hakkında Allahû Teâlâ şöyle buyuruyor:

 

“Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde sadakat gösteren nice erler var. İşte onlardan kimi adadığını ödedi, kimi de (bunu) bekliyor. Onlar hiçbir suretle (ahitlerini) değiştirmediler.” (El-Ahzab 23)

 

Bu hususta en güzel örnek Ümeyr b. el-Hamam (r.a.) ‘dır. Resulü Ekrem (s.a.v.) Bedir gazasında Müslümanları savaşa teşvik ederek:

 

“Nefsim kabza-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, vereceği mükâfatı hesaplayarak ve sabrederek, arka çevirmeden düşman karşısında metanetle savaşıp şehid olan kimselerin yeri Cennet’tir.” buyurunca orada elindeki hurmaları yemekte olan Ümeyr, ayağa kalkarak:

 

—Demek ki benimle Cennet arasında şu müşriklerin beni öldürmesinden başka bir mesafe yoktur, öyle mi? deyince Resulü Ekrem (s.a.v.):

 

“—Evet, öyledir.” buyurması üzerine, Ümeyr:

 

—Hala ben bunları yemekle meşgul olursam, dünyaya haris olduğum anlaşılır, diyerek elindeki hurmaları attı ve savaşa girdi. Kahramanca dövüştü ve nihayet şehid oldu. Resulü Ekrem’in (s.a.v.) Ashab-ı arasında bunun benzerleri pek çoktur. İşte sadık iman ve itikat budur. Ahiret günü, Cennet ile Cehennem hakkındaki bu açıklamadan sonra, Cennet ile Cehennem’in şu anda nerede bulunduklarına dair bir soru hatırına gelebilir.

 

Aziz kardeşim! İyi bil ki, bazı kitaplarda yapılan açıklamalara göre, Cennet’in yedinci kat gökte ve Cehennem’in de yerin dibinde olduğu söylenirse de bu rivayetin pek aslı yoktur. Nasıl doğru olsun ki, gerçekte yedinci kat gök, Cennet’in ancak bir cüz’ünü teşkil edebilir. Yeryüzünün tümü Cehennem’e konsa boşluğa atılmış bir halka gibi kalır.  Bu hususta sözün doğrusu: (Şu anda mevcud oldukları kesin olan) Cennet ve Cehennem yer ve göklerin dışındadırlar. Ne vakit gökler dürülür, yer değiştirir, daha geniş bir âleme çıkarsın (ve zaten bu dünyada Cehennem’e katılır). O zaman Cennet ve Cehennem meydana çıkar. O âlemin hakikatını ancak Allah bilir.  

 

Bunu şöyle bir misal ile anlatabiliriz: Sen anne rahminde gıdanı alır, hareket ederken sana ‘buradan şöyle böyle geniş bir dünyaya çıkacaksın’ diye bu dünyayı anlatsalar, sen bunu anlayabilir miydin? İşte o anne rahmine nispetle dünya ne ise; dünyaya nispetle Ahiret de aynıdır. Allahû Teâlâ ve Resulü bize bunu böyle haber vermiştir. Biz de buna böylece inanırız.

 

İşte Ahiret, Cennet ve Cehennem hakkında anlatmak istediklerim bunlardır. Cennet ehli Cennet’e ve Cehennem ehli de Cehennem’e girdikten sonra:

 

“Ey Cennet sakinleri, artık ebediyen buradasınız daha ölüm yok ve ey Cehennem halkı, artık ebediyen buradasınız, daha ölüm yok!” diye çağırılır. Zümer Suresi’nin 75. Ayet’inde beyan buyrulduğu gibi:

 

“Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek arşın etrafını kuşatmışlardır. Aralarında hak (ve adalet) le hükmolundu ve (ehl-i Cennet tarafından) Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun, denildi.”

 

Bizler de Allah’a hamd ve sena eder; Resulüne salât ve selam ederiz. Öyle bir salât ki, mal ve evladın fayda vermeyeceği ancak kalbi selimin fayda vereceği o günde, Resulü Ekrem’in (s.a.v.) bize şefaatine hak kazandıracaktır.

 

 

ABDÜLKADİR MUTLAKU’R-RAHBAVİ

 

 

AHİRET GÜNÜ

 

 

Tercüme:

 

Ahmet SERDAROĞLU                   Lütfi ŞENTÜRK

Diyanet İşleri Başkanlığı                Ankara Müftüsü

    Teftiş Kurulu Üyesi                                                            

 

Nur Yayınları No: 13

 

Altıncı Baskı

 

Kapak: Hüsnü ZÜBER

 

HER HAKKI MAHFUZDUR

 

Hacı bayram Caddesi No: 10

Gaye Matbaacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.

11 39 50 – 10 68 20 – ANKARA

 

1983

 

 

 

 

Word Dosyası olarak hazırlayan: Sertan ÇOBANOĞLU sertancobanoglu@hotmail.com

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s