KADININ KOCA ÜZERİNDEKİ HAKKI & ERKEĞİN HANIMI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

 

KADININ KOCA ÜZERİNDEKİ HAKKI

        
Ebu Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kadınlara hayırhah olun, zira kadın bir eyeği kemiğinden yaratılmıştır. Eyeği kemiğinin en eğri yeri yukarı kısmıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi haline bırakırsan eğri halde kalır. Öyleyse kadınlara hayırhah olun."

Buhari, Nikâh 79, Enbiya 1, Edeb 31, 85, Rikak 23; Müslim, Rada 65, (1468); Tirmizi, Talak 12, (1188).

Amr İbnu’I-Ahvas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Kadınlara karşı hayırhah olun. Çünkü onlar sizin yanınızda esirler gibidirler. Onlara iyi davranmaktan başka bir hakkınız yok, yeter ki onlar açık bir çirkinlik işlemesinler. Eğer işlerlerse yatakta yalnız bırakın ve şiddetli olmayacak şekilde dövün. Size itaat ederlerse haklarında aşırı gitmeye bahane aramayın. Bilesiniz, kadınlarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı var. Onlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı istemediklerinize çiğnetmemeleridir. İstemediklerinizi evlerinize almamalarıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları, onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmanızdır.”

Tirmizi, Tefsir Tevbe, (3087).

Hâkim İbnu Mu’âviye babası Mu’âviye (radıyAllahu anh)’den anlatıyor: "Ey Allah’ın Resulü! dedim, bizden her biri üzerinde, zevcesinin hakkı nedir?”

"Kendin yiyince ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, takbih etmemen, evin içi hariç onu terk etmemen."

(Ebu Davud, Nikâh 42, (2142, 2143, 2144)

 

 

ERKEĞİN HANIMI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

 

Hz. Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim."

Tirmizi, Rada 10, (1159).

Ümmü Seleme (radıyAllahu anha) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.”

Tirmizi, Rada 10, (1161).

Ebu Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl’a yemin ederim, bir erkek hanımını yatağa davet ettiğinde kadın imtina edip gelmezse, kocası ondan razı oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gadab ederler.”

Bir başka rivayette şöyle denmiştir: "Erkek, kadınını yatağına çağırır, kadın da gelmeye yanaşmaz, erkek öfkelenmiş olarak sabahlarsa, melekler sabaha kadar    -bir rivayette yatağa gelinceye kadar- kadına lânet okurlar.”

Bir başka rivayette: "Kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler onu lânetler" denmiştir.

Buhari, Nikâh 85, Bed’ü’l-Halk 6; Müslim, Nikâh 120 – 122 (1436); Ebu Davud, Nikâh 41, (2141).

Yine Ebu Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resulü! dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?”

"Kocası bakınca onu sürura gark eden, emredince itaat eden nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!" diye cevap verdi."

Nesâi, Nikâh 14 (6,68).


Hz. Ömer (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Erkeğe, hanımını ne sebeple dövdüğü sorulmaz."

Ebu Davud, Nikâh 43, (2147).

Ebu Sa’id (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Safvân İbnu Muattâl (radıyAllahu anh)’ın hanımı, yanında Safvân da bulunduğu bir anda Resulullah (aleyhissalatu vesselâm)’a gelerek:

"Ey Allah’ın Resulü, namaz kıldığım zaman kocam beni dövüyor, oruç tuttuğum zaman da orucumu bozduruyor, güneş doğuncaya kadar da sabah namazı kılmıyor!” dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselâm), hanımının bu söyledikleri hakkında Safvân’a sordu. Safvân:

"Ey Allah’ın Resulü! "Namaz kıldığım zaman dövüyor ” sözüne gelince,

o zaman (bir rekâtta uzun) iki sure okuyor. Hâlbuki ben bunu yasakladım” dedi. Resulullah kadına:

"İnsanlara tek surenin okunması yeterlidir ” buyurdu. Safvân devam etti:

"Oruç tuttuğum zaman bozduruyor ” sözüne gelince, "Hanımım oruç tutup duruyor. Ben gencim, hep sabredemiyorum." dedi. Aleyhissalatu vesselâm:

"Bir kadın kocasının izni olmadan (nafile) oruç tutamaz!” buyurdular.

Safvân devamla:

"Güneş doğuncaya kadar sabah namazı kılmadığım sözüne gelince, biz (gece çalışan) bir aileyiz, bunu herkes biliyor. (Sabaha yakın yatınca) güneş doğuncaya kadar uyanamıyoruz” diye açıklama yaptı. Aleyhissalatu vesselam:

"Ey Safvân, uyanınca namazını kıl!" buyurdular."

Ebu Davud, Savm 74, (2459).


Ebu ‘I – Verd İbnu Sümâme anlatıyor: "Hz. Ali (radıyAllahu anh) İbnu Ağyed’e dedi ki: "Sana kendimden ve Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) ‘ın kızı Fâtıma (radıyAllahu anha)’dan -ki o, babasına, ailesinin en sevgili olanı idi- bahsedeyim mi?”

"Evet, bahsedin!” dedim. Bunun üzerine:

"Fâtıma radıyAllahu anha değirmen çevirirdi; elinde yaralar meydana gelirdi. Kırba ile su taşırdı. Bu da boynunda yaralar açtı. Evi süpürüyordu. Üstü başı toz-toprak oldu. (Bu sıralarda) Resulullah’a bir kısım köleler getirilmişti… Fâtıma ‘ya:

"Babana kadar gidip bir köle istesen!" dedim. Gitti. Aleyhissalatu vesselâm’ın yanında bazılarının konuşmakta olduklarını gördü ve geri döndü. Ertesi gün Resulullah Fâtıma’ya gelerek:

"Kızım ihtiyacın ne idi?" diye sordu. Fâtıma sükût edip cevap vermedi. Ben araya girip:

"Ben anlatayım Ey Allah’ın Resulü!” dedim ve açıkladım: "Fatıma’nın değirmen kullanmaktan elleri yara oldu, kırba ile su taşımaktan da omuzları incindi. Köleler gelince ben kendisine, size uğramasını, sizden bir hizmetçi istemesini ve böylece biraz rahata kavuşmasını söyledim. Bu açıklamam üzerine Resulullah:

"Ey Fatıma, Allah’tan kork, Allah’a olan farzlarını eda et, ailenin işlerini yap. Yatağına girince otuz üç kere suphanallah, otuz üç kere elhamdülillah, otuz üç kere Allahûekber de. Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır…" buyurdular. Fatıma (radıyAllahu anha):

"Allah’tan ve Allah’ın Resulünden razıyım" dedi. Resulullah ona hizmetçi vermedi."

Buhari, Fedailul Ashab 9, Humus 6, Nafakat 6, 7, Da’avat 11; Müslim, 80, (2727); Tirmizi, Da’avat 24, (3405); Ebu Davud, Harac 20, (2988, 2989), Edeb 109, (5062, 5063).


Hz. Aişe radıyAllahu anha anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir."

Abdullah İbnu Ebi Evfa radıyAllahu anh anlatıyor: "Hz. Muaz Şam’dan dönünce Resulullah aleyhissalatu vesselam’a secde etmişti. Aleyhissalatu vesselam hayretle : "Ey Muaz! Bu da ne?" dedi. O açıkladı: "Şam’a gitmiştim, onların reislerine ve patriklerine secde ettiklerine rastladım. İçimden, aynı şeyi size yapmak arzusu geçti." Aleyhissalatu vesselam, bunun üzerine: "Bunu yapmayın! Zira şayet ben, bir kimseye, Allah’tan başkasına secde etmeyi emretseydim, kadına kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammed’in nefsi elinde olan Zat-ı Zülcelâl’a yemin ederim ki, bir kadın, kocasının hakkını eda etmedikçe Rabbinin hakkını da eda edemez. Kadın (deve sırtındaki) semere binmiş iken kocası nefsini talep edecek olsa, kadın bu isteğe mani olamaz."

 

 

 

 

 

 

 

 

Word Dosyası Olarak Hazırlayan: Sertan ÇOBANOĞLU sertancobanoglu@hotmail.com

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s