ÖLÜ SEVGİLİYE MEKTUP

 

ÖLÜ SEVGİLİYE MEKTUP

 

 

 

Sevgili Elizabeth,

 

Tanrının gazabının üzerime çöktüğü bir gece daha. Gri bulutlar dünyanın tüm buhranlarını taşıyarak yavaş yavaş yaklaşıyorlar. Güneşin oğlu, gecenin ışığı, dolunayın gölgeli beyazlığını da bana çok görüyorlar. Gecenin beyaz çocukları Transilvanya’nın tepelerini paylaştılar yine. Aya dua edercesine, bulutlara ise kapatmayın tek ışığımızı diye yalvarırcasına uluyorlar. Duyuyor musun yaptıkları müziği aşkım? Artık onlar benim tek dostum.

 

 En çok neyi özlüyorum biliyor musun? – Tabii ki senden sonra – At arabalarını Atların sırtına

çarpan kamçının sesi ile nalların ve tahta tekerleğin toprağa vururken çıkardığı uyumlu melodinin gecelerimi yeniden süslemesini o kadar çok isterim ki. Şatomun etrafındaki bu boş alanı yarış pisti olarak kullanan arabalı gençlerin oyuncaklarının çirkin gürültüsü eşliğinde yaşamak bana ıstırap veriyor. Çok değil, birkaç yıl önce (sonsuz bir yaşamda birkaç senenin ne önemi var ki) olsa onları, kanlarını şarap diye içebileceğim avlar olarak görebilirdim. Çok geç, artık ayağa kalkacak halim yok. Belediye bu boş araziyi istimlâk etti, yakında şatomu da yıkacaklar. Yerine de bir gökdelen dikeceklermiş. Değil gökdeleni, şatomun yıkımını bile görebileceğimi sanmıyorum. Ölümsüz olduğumu bilirdim, değilmişim. Ve inan ki, ölümsüzün ölümü, ölümlerin en fecisi. Ölümün de sonsuz süreceğinden korkuyorum.

         

Sen gideli buraları çok değişti, insanlığın evi ve onun sahipleri senin zamanındakilere benzemiyor. Korku öldü, insanlığın kalbinde. Bir zamanlar insanlar adımı duyduklarında titrerler, akıllarına gelen ilk duayı mırıldanırlardı. Bu günlerde ise komedi filmlerine komik figüran, Hollywood’un malzemesi oldum. Sokak satıcıları sivri dişlerimi şaka aleti olarak satıyorlar. Kanlı gözlerim lens olarak gösteriş meraklısı gençlere satılıyor. Aslında böylesi boktan bir devirde benim gibi popüler – maalesef popüler – bir karakter için sıradan bir şey bu. Ama yine de alışamıyor ki bir vampir.

 

İnsanların haç veya kutsal kitap taşıyamadan dışarı çıkamadıkları geceleri anımsarım. Hatta sırf benden korktukları için çorbacıda işkembeyi bol sarımsaklı istediklerini bile duydum. Oysa şimdi haç veya kutsal kitap taşıyan sadece rahipler kaldı. İnanç da kendine yer bulamıyor insanoğlunun kalbinde. Kendi yaratanını, tanrıyı sebepsiz yere reddedip, benim efendim şeytana tapanlar bile var. Şeytan bile şaştı bu işe. O insanların kendilerine bile inandıklarını sanmıyorum. Yaşadıklarını sanıyorlar, nefes aldıkları yaşadıklarını göstermez. Tanrı da kulunun halinin farkına varmış olacak ki, doğanın efendisine emretmiş gökyüzünü karart diye. Dünyayı karanlığa gömdü insanlık. Güneşin aydınlığı süzüldü, artık gökyüzü ebediyen parçalı bulutlu.

  

Sana devasa aynalardan söz etmiş miydim? Her cadde de ve her sokakta yerden iki metre yükselen ayakta duran aynalar, bütün binaların zemin katını dört bir yandan sarıyor. Seçimlerde de başkan bu projesi ile seçildi, istediğin anda kendini görebilirsin, hiçbir yol kat etmeden. Bildiğin gibi benim işime yaramadı bu ayna istilası. Tehlike mi? Korkma sadece kendilerine bakıyorlar. En işlek aynalarda bile görüntüsüz olduğumu fark eden olmadı.

 

Frankenstein, Kurt Adam, Karındeşen Jack, Freddy ve Dumien’ı soracaksın. Onlar da aynı durumda, insanlardan hiçbir korku, tepki alamıyorlar, insanlar sadece birbirlerinden korkuyorlar. Güvenmiyor, aldatıyor, sevmiyor, öldürüyor ve öldürüyorlar. Ölüme aldırış etmiyor, kendi ölümlerini itina ile yine kendileri hazırlıyorlar. Azrail’i işsiz, orağını kansız bırakıyorlar.

 

 Anlayacağın bir zamanlar kanını içtiğim ve öldürdüğüm insanlık tarafından işimden kovuldum. Sonsuz hayata sahip birisi için bile yaşlıyım, biliyorum. Bedenim dayansa bile ruhum, yakında boyun eğecek sonsuzluğa. Bu yüzden işi bırakmanın tam zamanı, ama işimi insanoğluna bırakıyor olmam tuhaf değil mi? Sadece ölümsüzlüğümü beslemek için biraz kan istiyordum, şimdi şu halime bak, ölümlülerin en büyük korkusu, şeytanın yüce kulu ve öğrencisi şanlı Kont Dracula mirasını bırakacak kimse bulamıyor, beceriksizce ölmekte olan bir ihtiyar gibi çürüyor. Tek mirasım olan kötülüğe ise insanoğlu konuyor.

 

Son anlarında kulağına fısıldamıştım , “ Ölmeden önce söylenen aşk cennete akar, cehennemde olsan bile bulur seni, ölümcül alevlerin içinde serinletir ruhunu “. Sen de gözlerini yummuştun hayata. Ama yararını bilsem bile, ölmeden önce son kez aşkımı tekrarlamak gelmiyor içimden, aşkın olmadığı bir dünyada. Ya da sadece vampirlerin aşık olduğu bir dünyada.. Senden sonra bir sevgilim olmadı. Eskiden hiçbir bakire reddedemezdi beni. Benim reddettiklerim ise, bedenlerini, arzularımı hareket ettirecek biçimde teslim ederlerdi bana. Fırtınayı ve dünyadaki canavarları alt edecek gücü, yüksek düzeyde algı yeteneği ve evrenin en büyük gücünü, ölümsüzlüğü verdim sevgililerime. Eğer tanrı yoksa sonsuz hayata sahip olmak, evrenin en güçlü yaratıklarından olmak demektir. Sadece isimlerini ölümsüzleştirmek için yıllarca sanat yapmadı mı insanoğlu? Oysa ben onları tek ısırışım ile ebedi yapabilirdim. Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa’yı, ya da Bram Stocker’in beni ölümsüzleştirmesinden daha kolay olurdu bu. Artık nesli tükenmekte olan sanatçılar dışında ebedi hayat bir güç değil. “Tek güç para günümüzün insanları için, tek tanrı para çağımızın putperestleri için”.

 

Sen öldüğünden beri o kadar insanı sana benzettim ki, melekler bile zebanilerle bir olup gülmüşlerdir bana. Her seferinde onlara aldırmıyor, işte Elizabeth diyorum. Güzel, akıllı, aşkı yaşatan, bütün fedakârlıklara değecek bir kadın. Kalbimde bir anda ölümsüzleşebilen bir varlık. Ölümsüzlüğü, ölüme başkaldırma sanatını öğrenmeyi hak eden bir ruh. Soğuk kalbimi canlandıran, bedenimi gençleştiren cezp edici bir güzellik. Sonsuza kadar seyredilebilecek bir yüz. Sonsuza kadar dinlenilebilecek bir ses.

 

Dedim ya sadece benzetiyorum onları, hiçbiri sen değil. Boş bakan gözler, paranın kölesi olmuş bir akıl ve sahte hayallerden bahseden bir sesle karşılaşıyorum sonra. O zaman aşk yerini nefrete, kine bırakıyor. Romantik birinden bir kadın düşmanı doğuyor, ister istemez. Aristo’nun “kadın eksik bir erkektir” sözü geliyor aklıma. Affet beni sonsuz aşkım, şimdi ona hak veriyorum. Dünyanın güzel aşklarının en kutsallarını, en güzel kelimelerle anlatan Shakspeare’in sevgililerini kendi cinsinden seçmesi de bu yüzdendir belki. Juliet’ler, Prenses Leyla’lar, Keje’ler her zaman romantik erkeklerin kaleminden çıkmış, dünyada yaşamayan fedakâr ve romantik kadın kahramanlardır. Birkaç sene öncesine kadar onların yaşadığına ve bir gün karşılaşacağımıza inanırdım. Sonsuz bir hayat boyunca buna inandım ya, kendimi dünyanın en enayi adamı gibi hissediyorum.

 

Ama bil ki sevgilim, hiçbiri mutlu değil. Ve hiçbir zaman mutlu olamayacaklar. Elimde değil lanetledim onları. Dracula’yı üzmenin elbet bir cezası olmalı. Yapayalnız hepsi, benim gibi. Sevgili bulamadılar, bulsalar bile o zavallı sevgili rolünü oynayan bedenin üzerine benim gölgem aksedecek. Rüyalarında beni görecekler, benimle beraber olmayı isteyecekler. Günahlarını benim bedenimin altında işlemek için yalvaracaklar bana. O zaman işte, görebilecekleri en zalim karabasanları yaşatacağım. Hayatlarının sonuna kadar kâbuslarındaki ölüme uyanmamak için dua edecekler tanrılarına. Şeytanın kuluysak, meleklerin iyiliğini kimse beklemesin benden. Hepsinin şeytan belasını versin!

 

Son âşık ölüyor, sevgili karım bil istedim. Hançerler, haçlar veya güneş değil beni öldüren. İnsanlığın aşkı yok edişi öldürüyor beni. Kana olan açlığımı bastırabiliyorum ama aşka olan açlığımı asla. Âşık olmayan sadece şansını deneyen veya sırasını bekleyen, sevişmeyen, gençlerin tabiriyle “yiyişen”, ilk görüşte aşk değil, seks yaşayan bir nesil geliyor. (Ve sakın aşk deme bana, çünkü aşk gökyüzüne kaçtı, terleyen şehvet onun yerini alalı beri. Aşkı yaşatmanın bir âlemi yok artık. Öldürüyorum aşkı. Son hançeri ben saplıyorum). Cehennemde görüşürüz. Sevgili kocan…

 

 

 

 

Doğu YÜCEL

 

 

  

 

 

Word Dosyası Olarak Hazırlayan: Sertan ÇOBANOĞLU sertancobanoglu@hotmail.com

 

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s