KUDSİ HADİS 04

 

21. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey Âdemoğlu!

 

Ölüm senin tüm sırlarını açığa çıkaracak, kıyamet seninle ilgili bütün haberleri verecek ve azap yüzündeki perdeyi yutacaktır.

 

Bir günah işleyeceğinde, günahın küçüklüğüne değil, onunla kime isyan ettiğine bak! Sana az bir rızk verildiğinde, rızkın azlığına değil, onu sana kimin verdiğine bak!

 

Küçük günahları hafife alma; çünkü sen Allah’a hangi günahla (affedilmeyecek ve azabı hak edecek) isyanı yaptığını bilemezsin. Benim tuzağımdan emin olma; zira benim imtihanım senin için, bir karıncanın karanlık bir gecede bir kaya üzerindeki yürüyüşünden daha gizlidir.

 

Ey Âdemoğlu! Bir isyan ettiğinde benim gazabımı hatırlayıp günahtan el çektiğin oldu mu? Sana emrettiğim gibi farzlarımı yerine getirdin mi?

 

Miskinlere malından verdin, sana kötülük eden kişiye iyilik ettin mi?

 

Sana zulmedeni bağışladın mı?

 

Senden akrabalık bağını koparanla sen ilgilendin mi?

 

Sana ihanet edene sen insaf ettin mi? Seninle küs olanla konuştun mu?

 

Çocuğuna edep verdin, komşunu kendinden razı ettin mi?

 

Âlimlere dinin ve dünyan hakkında sorular sordun mu?

 

Şüphe yok ki ben, sizin görünüşlerinize ve dış güzelliklerinize bakmam ancak kalplerinize bakarım.

 

İşte bu sıfatlar kimde varsa ben ondan razı olurum."

 

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah (c.c) sizin cisimlerinize ve suretlerinize bakmaz. O ancak kalplerinize bakar (ve sizi ona göre değerlendirir)." Bk. Müslim, Birr; 33, İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Han-bel, Müsned, 2/285, 359.

 

 

22. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey Âdemoğlu!

 

Nefsine ve tüm yarattıklarıma bak; eğer kendin için nefsinden daha kıymetli birini bulabilirsen onun ikram ve iyiliklerini kendine çek. Yok, eğer senin için nefsin kıymetli ise, o halde ona tövbe ve salih amellerle ikramda bulun. Allah’ın sana verdiği nimetlerini ve sizinle yaptığı sözleşmeyi hatırla. Hani siz ‘işittik, itaat ettik’ diyerek Allah’a söz vermiştiniz!

 

Kıyamet günü gelip çatmadan önce Allah’tan korkun ve O’na dönün. O gün niceleri için bir aldanma ve zarar günüdür. O gün gelmesi hak olan bir gündür. O gün, bir günü dünya günleriyle elli bin güne denk bir gündür.

 

O gün, kimsenin konuşmaya güç yetiremediği ve mazeret sunmalarına izin verilmeyen bir gündür.

 

O gün, her şeyi alt üst eden bir gündür.

 

O gün, sayha (çığlık) günüdür.

 

O gün, çok çetin ve belâlı bir gündür.

 

O gün hiç kimsenin (kendi başına) kimseye bir şey yapmaya imkân sahibi olmadığı bir gündür. O gün, bütün iş ve emir Allah’a aittir.

 

O gün, dünyanın harap olduğu göndür. O gün, yeryüzünün sarsıldığı ve birbirine çarpıp toz duman olduğu gündür. O gün, dağların kökünden sökülüp atıldığı bir gündür.

 

O gün, azabın gelip çattığı, yok oluşun çabuklaştırıldığı, yıkım için görevli meleğe sür’a üfürülme emrinin verildiği ve kâinatın yıkıldığı gündür. O gün, dehşetten küçük çocukların saçları ağarır. Artık sizler hakkı duyduk deyip de duymayanlar gibi olmayın.

 

 

23. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikrediniz ve O’nu gece ve gündüz teşbih ediniz.

 

Ey İmran oğlu Musa!

 

Ey beyan sahibi, kelâmıma kulak ver! Ben deyyân (hüküm sahibi) olan Allahım!

Benimle senin aranda tercüman yoktur. Faiz yiyenleri, rahmanın gazabı ve şiddeti kat kat artırılmış ateş ile müjdele!

 

Ey Âdemoğlu! Kalbinde bir katılık, bedeninde bir rahatsızlık, rızkında bir daralma ve malında bir azalma bulduğun vakit sana yararı olmayan bir konuda (mâlâyâni) konuştuğunu bil.

 

Ey Âdemoğlu! Dilin dosdoğru olmadıkça dinin de dosdoğru olmaz. Sen rabbinden hayâ etmedikçe de dilin dosdoğru olmaz.

 

Ey Âdemoğlu! İnsanların ayıpları ile uğraşarak kendi ayıbını unuttukça şeytanı kendinden razı eder ve rahmanı kendine gazap ettirirsin.

 

Ey Âdemoğlu! Dilin bir aslan gibidir; onu kendi başına bırakırsan seni öldürür. Senin helak olman dilinin başıboş kalıp pervasızca konuşmasındandır."

 

 

24. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey Âdemoğlu!

 

Şeytan sizin düşmanınızda; öyleyse siz de ona düşman olun. Fâtır 35/6.

 

Bilin ki bugün gruplar halinde haşredileceğiniz, rahmanın huzurunda saflar halinde duracağınız, kitabı (amel defterinizi) harf harf okuyacağınız, gizli veya açık işlediğiniz her şeyden sorulacağınız bir gündür. Ogün, muttakileri binek üzerinde rahmanın huzuruna götürdüğümüz, günahkârları ise susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gündür. Sizin için hem müjde hem de tehdit vardır.

 

Şüphesiz ki ben, benzeri olmayan Allahım. Kimsenin benimki gibi bir saltanatı ve hükümranlığı yoktur.

 

Her kim benim için aralıksız oruç tutar ise ona çeşitli nimetlerimle iftar ettiririm.

 

Kim gecesini ibadetle geçirirse, kendisine sevdiğim hallerden bir hal veririm.

 

Her kim gözünü haram kıldığım şeylerden korursa, onu ateşimden emin kılarım.

 

Rab benim; beni iyi tanıyın! Nimetleri veren benim; öyleyse bana şükrediniz.

Koruyucu benim; siz de benim haklarımı gözetin! Yardım eden benim; (siz de dinime yardım suretiyle) bana yardım ediniz. Affeden benim; bana istiğfarda bulununuz. Maksud benim; beni gaye edininiz. Veren benim; benden isteyiniz. Mabud benim; bana ibadet ediniz. Her şeyi bilen benim; benden korkunuz."

 

 

25. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey Âdemoğlu!

 

Allah, kendisinden başka ilâh olmadığına şahittir. Melekleri ve adalet sahibi âlimler de O’ndan başka ilâh olmadığına şahittir. O, her şeye hükmü geçen ve her işini hikmetle gerçekleştirendir. Hiç şüphesiz Allah katında gerçek din İslâm’dır. Âl-i İmrân 3/18–19.

 

Her kim İslâm’dan başka bir dine yönelirse bu ondan asla kabul edilmeyecek ve o Ahiret’te hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

 

O, güzel olan her şeye cenneti müjdelemiştir.

 

Kim Allah’ı ihlâs ile tanır ve O’na itaat ederse kurtulur.

 

Kim şeytanı tanır ve ona isyan eden selâmet bulur.

 

Kim hakkı tanır ve ona tâbi olursa azaptan emin olur. Bâtılı tanıyıp ondan sakınan başarıya kavuşur.

 

Her kim dünyayı ve şeytanı tanıyıp onları reddederse saadete erer.

 

Kim Ahireti tanıyıp onu talep ederse hidayete kavuşur. Şüphesiz Allah dilediğini hidayete erdirir. Hepiniz sonuçta O’na döndürülürsünüz. Al-i İmrân 3/85.

 

Ey Âdemoğlu! Allah rızkına kefil olmuşken senin rızk için çektiğin bu uzun süreli endişen neden? Allah, verdiğinin yerini dolduracak olduktan sonra bu cimriliğin niçin? Şeytan Allah’ın düşmanı iken bu gafletin neden?

 

Allah’ın cezalandırması cehennemle olacağı halde senin keyif içinde olmanın sebebi ne?

 

Allah’ın hayır sahiplerine mükâfatı cennet olduğu halde, senin isyan halinde olman niçin?

 

Her şey benim kaza ve kaderimle meydana geldiği halde bu sabırsızlık ve feryadın niye?

 

Biz her şeyi takdir edip kitaba yazdık ki, elinizden çıkana tasalanmayasınız ve O’nun size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız. Allah çok böbürlenen kibirli kimseleri sevmez." Hadîd 57/23.

 

 

26. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey Âdemoğlu!

 

Çokça azık edininiz (hayırlı, salih amel biriktirin); çünkü yol uzundur. Allah a karşı kulluğunuzu güzel ve sağlam yapın; zira deniz derindir. Ameli hakkıyla yerine getirin; çünkü sırat incedir. Yaptıklarınızı ihlâsla yapın; zira sizi hesaba çekecek olan Allah her şeyi görmektedir.

 

Senin bütün arzuladıkların cennette, rahatın Ahiret’tedir. Orada senin için güzel huriler vardır. Sen benim için ol, ben de senin için olayım. Dünyayı küçümseyip iyileri severek bana yaklaş. Şüphesiz Allah, iyilik sahiplerinin sevabını zayi etmez."

 

 

27. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey insanlar!

 

Siz nasıl oluyor da Allah’a isyan ediyorsunuz? Hâlbuki siz daha güneşin verdiği hararete feryat ediyorsunuz, cehennemin ateşine nasıl dayanacaksınız?

 

O cehennemin yedi tabakası vardır. İçindeki ateşin harareti birbirini yer.

 

Her bir tabakasında yetmiş bin ayrı ateş bölümü vardır. Her bölümde yetmiş bin bina vardır; her binada yetmiş bin ev vardır. Her evde, yetmiş bin kuyu vardır. Her kuyuda ateşten yetmiş bin tabut ve her tabutta ateşten yetmiş bin akrep vardır. Tabutların her birinin üstünde de yetmiş bin adet zakkum vardır.

 

Bu ağaçların her birinin altında ateşten yetmiş bin görevli ve her bir görevlinin emrinde ateşten yetmiş bin melek ile ateşten yetmiş bin koca yılan bulunmaktadır.

 

Bu ateşten yılanların boyu yetmiş bin zirâ’dır. Her bir yılanın karnında öldürücü siyah zehirden bir deniz bulunmaktadır.

 

Her bir akrebin bin tane kuyruğu vardır. Kuyruklardan her bir tanesinin boyu yetmiş bin zirâ’dır. Kuyruklarda yetmişer bin rıtl öldürücü zehir bulunur. ‘Zâtıma, Tûr’a, yayılmış ince deri üzerinde yazılı kitaba (Kuran’a), Beyt-i Mamur’a, yükseltilmiş göğe, dolan denize andolsun ki rabbinin azabı muhakkak vuku bulacaktır.’

 

Ey âdemoğlu! Ben bu ateşi ancak kâfir, kovucu, riyakâr, malının zekâtını vermeyen, zina eden, faiz yiyen, içki içen, yetimlere zulmeden, ölünün ardından dövünenler ile komşusuna eziyet eden ve işçi çalıştırdığı halde ücretini ödemeyenler için yarattım. ‘Ancak tövbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesnadır.

 

İşte onlar, Allah’ın kötülüklerini iyiliklerle değiştireceği kimselerdir. Allah çok affedici ve çok acıyandır.

 

Ey kullarım! Nefislerinize acıyın; zira bedenler zayıf, yol uzun, yük ağır, sırat incedir. Hepinizin hesabını görecek olan zât ise, her şeyi görendir. Hüküm verecek olan hâkim, âlemlerin rabbidir."

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s