KUDSİ HADİS 06

 

35. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey Âdemoğlu!

 

İki nimet içinde ve bunlardan hangisinin daha fazla aleyhine olduğunu kestiremez halde sabahlarsın. Bunlardan biri; günahlarının örtülerek insanlardan saklanması; diğeri de insanların seni iyi bilip övgü ile anmalarıdır.

 

İnsanlar, senin hakkında bildiklerimi bilmiş olsalar sana selâm bile vermezlerdi. Afiyet içinde olman, insanlara muhtaç bulunmaman, onların sana ihtiyaç duymaları ve şerlerinin senden uzak tutulması ise bundan daha büyük bir nimettir.

 

Bana hamdet, senin üzerindeki nimetimin büyüklüğünü bil, amelini gösterişten uzak tut, korku üzere bulunan bir yolcu gibi azık edin ve hayırlı amelini arşımın altında yap.(Amelini Ahirete kadar zayi etme).

 

Ey Âdemoğlu! Katı kalpleriniz işlediğiniz amelleriniz yüzünden amelleriniz bedenleriniz yüzünden ve bedenleriniz de dilleriniz yüzünden ağlamaktadır.

 

Ey Âdemoğlu! Benim hazinelerim ebediyen tükenmez. Senin infak ettiğin ölçüde sana infak eder, cimrilik ederek kıstığın ölçüde de senden kısarım.

 

Sana verdiğim rızktan miskinlere karşı cimrilikte bulunman; bana karşı kötü zannın, fakirlikten korkman ve bana güven duymamandandır. Ben seni rızka çok önem verecek şekilde yarattım. Sen rızkı düşündüğünde seni ben rızıklandırdım. Öyleyse infakta bulun ve benim rızkımla kullarıma karşı cimrilik etme. Çünkü ben, verdiğinin yerini dolduracağıma söz verdim, ayrıca sana sevap vaat ettim.

 

Durum bu iken sen niçin kitabım hakkında şüphe içindesin? Benim vaadimi ve peygamberlerimi tasdik etmeyen kimse, benim rab olduğumu inkâr etmiş demektir. Rab olduğumu inkâr edeni yüzükoyun ateşe atarım."


 

36. KUDSİ HADİS:

 

Yüce Allah c.c. şöyle buyurmaktadır:

 

Ey Âdemoğlu! Ben kendisinden başka hiçbir ilahın olmadığı Allahım. Bana şükredin ve beni inkâr etmeyin.

 

Ey Âdemoğlu! Her kim benim bir velime düşmanlıkta bulunursa bana savaş ilanında bulunmuş olur.

 

Benden başka yardımcısı olmayana zulmedene karşı gazabım şiddetli olur.

 

Benim kendisi için yaptığım taksime razı olanın rızkını bereketlendiririm; kendisi istemese bile dünya ona koşarak gelir."


  

37. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey Âdemoğlu!

 

Elini vicdanına koy ve kendin için istediğin şeyi başkası için de iste.

 

Ey Âdemoğlu! Bedenin zayıf, dilin hafif meşrep (ileri geri ayarsız konuşur), kalbin ise merhametsizdir.

 

Ey Âdemoğlu! Sonun ölümdür. O sana gelmeden önce sen onun için amelde bulun.

 

Ey Âdemoğlu! Uzuvlarından hiçbirini ona ait rızkı yaratmadan var etmedim.

 

Ey Âdemoğlu! Seni gözsüz yaratmış olsam göze hasretlik duyacak; sağır yaratmış olsam duymaya özlem çekecektin. Sana bahşettiğim nimetlerimin kıymetini bil ve bana şükürde bulun; nankörlük etme, sonunda dönüş banadır.

 

Ey Âdemoğlu! Taksim edip sana ayırdığım rızkı elde etmek için kendine sıkıntı verme. Sana ayırdığım rızk, sen onu tümüyle elde edene kadar seni aramaktadır.

 

Ey Âdemoğlu! Benim adımla yalan yeminde bulunma! Benim adıma yalan yeminde bulunanı ateşe atarım.

 

Ey Âdemoğlu! Rızkımı yediğin vakit hemen ardından bana kulluğa yönel.

 

Ey Âdemoğlu! Benden yarının rızkını isteme; çünkü ben senden yarının amelini istemiyorum.

 

Ey Âdemoğlu! Ben senin az ameline razı olurken, sen benim sana bahşettiğim çok rızka bile razı olmuyorsun.

 

Ey Âdemoğlu! Dünyayı kullarımdan birine bırakacak olsam; kullarımı bana itaate davet etsinler ve emirlerimi uygulasınlar diye peygamberlerime bırakırdım.

 

Ey Âdemoğlu! Ölüm sana gelmeden önce nefsin için çalış. Hatalarının örtülmesi ve cezasının hemen verilmemesi seni aldatmasın; şüphesiz onları takip edip yazan melekler vardır.

 

Hayatın devamı ve uzun emel sana tövbeyi unutturmasın. Yoksa tövbeyi, pişmanlığın sana bir fayda yermeyeceği zamana tehir ettiğine pişman olursun.

 

Ey Âdemoğlu! Benim sana verdiğim maldan zekâtını ayırmaz ve fakirlerin hakkını esirgersen zalimlerden biri sana musallat edilerek malın elinden alınır. Buna karşılık sana sevap da vermem.


Ey Âdemoğlu! Rahmetimi dilersen bana itaate sarıl. Azabımdan korkuyorsan bana isyan etmekten sakın.

 

Ey Âdemoğlu! Dünya sana yöneldiğinde ölümü, günahlara arzu duyduğunda da tövbeyi hatırla.

 

Mal kazanacak olursan hesabını vereceğini, yemeğe oturacağın vakit aç olanları, nefsin seni bir zayıfa karşı gücünü kullanmaya çağırdığında Allah’ın gücü ve kudretini hatırla ve bil ki Allah dilese onu sana musallat edebilirdi.

 

Başına bir belâ geldiğinde, ‘La havle ve lâ kuvvete illâ billâh (kötülükten korunmak, hayırlarda muvaffak olmak ancak Allah’ın yardımı ile mümkündür)’ diyerek yardım dile.

 

Hastalanırsan sadaka vererek bedenine şifa ara.

 

Sana bir musibet erişecek olsa, ‘innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Biz Allah’ın mülküyüz ve O’na döneceğiz) de!"

 

 

38. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey Âdemoğlu!

 

Hayır işle. Hayır, cennetin anahtarıdır ve oraya götürür. Şerden sakın, o cehennemin anahtarıdır; sonuçta sahibini oraya sürükler.

 

Ey Âdemoğlu! Bil ki inşa ettiklerin yıkılacak, ömrün harap, bedenin toprak olacak. Birikimlerin vârislerinin, nimetler de başkasının eline geçecek. Bütün bunlardan sana kalan hesabı, pişmanlığı ve cezasını çekmek olacak.

 

Kabirdeki arkadaşın amelindir. Hesaba çekilmeden önce sen kendini hesaba çek ve itaatime yapış, bana isyandan sakın. Sana verdiğime rıza göster, şükredenlerden ol.

 

Ey Âdemoğlu! Güle güle günah işleyeni ağlaya ağlaya ateşe atarım. Benden korkarak ağlayanı, gülerek cennete koyarım.

 

Ey Âdemoğlu! Hesaba çekileceği gün fakirlerden olmayı temenni edecek nice zenginler vardır.

 

Nice zalimler de vardır ki, ölüm onları zelil kılmıştır.

 

Nice tatlılıklar var ki, ölüm onları acılaştırmıştır.

 

Hallerinden memnun ve mutlu niceleri var ki, ölüm bu sevinçlerini zehir etmiştir. Nice kısa anlık sevinçlerin sonu, uzun hüzünler olmuştur.

 

Ey Âdemoğlu! Hayvanlar senin ölüm hakkındaki bilgine sahip olsa açlık ve susuzluktan ölene kadar yemeden içmeden kesilirlerdi.

 

Ey Âdemoğlu! Sana ölümden ve onun şiddetinden başka bir ceza verilmeyecek olsaydı dahi, bunun şiddetinden geceleri sükûnet içinde olmaman, gündüzleri rahat bulmaman gerekirdi. Ölümün acısı bu ise, ya ardındaki daha şiddetli durumlarda halin nice olur?

 

Ey Âdemoğlu! Ahiret yaşamında ulaşacağın nimetler vesilesiyle ölüm sırrını arkanda bırak, dünyada esef duyacağın tek şey elden kaçırdığın hayırlar olsun.

 

Dünya hayatında elde ettiklerinle şımarma, elinden çıkanlar için de üzülme.

 

Ey Âdemoğlu! Seni topraktan yarattım, tekrar toprağa döndüreceğim ve bir kez daha topraktan dirilteceğim.

 

Dünya ile vedalaş ve ölüme hazırlan. Bil ki ben bir kulu sevdiğimde, dünyayı ondan uzak tutar ve onu Ahiret için çalıştırırım. Ona dünyanın kusurlarını gösteririm;

 

böylece ondan sakınır, cennet ehlinin amelleri ile meşgul olur. Ben de bunun üzerine onu rahmetimle cennete dâhil ederim.

 

Bir kuluma da buğzedersem, ona beni bıraktırır, dünya ile meşgul eder ve dünya ameli için çalıştırırım. Böylelikle ateş ehlinden olur, onu cehenneme dâhil ederim.

 

Ey Âdemoğlu! Uzun bile olsa her ömür fânidir. Tıpkı bir gölgenin uzantısı gibi kısacık bir an durur; fakat bir daha geri dönmemek üzere kaybolur gider.

 

Ey Âdemoğlu! Seni yaratan benim, sana rızk veren de. Sana can veren de senden canını alacak olan da benim. Yine seni diriltecek olan ve hesaba çekecek olan da benim. Sen, kendine herhangi bir yarar yahut zarar vermeye, hayata, ölüme ve dirilmeye sahip olmadığın halde, işlediğin kötü işlerin karşılığını göreceksin.

 

Ey Âdemoğlu! Bana itaatte bulun ve bana hizmet et. Rızkın için endişe etme, ben onun için sana yeterim. Senin için bizzat benim karşılayacağım şeylerin derdini kendine yük etme!

 

Ey Âdemoğlu! Sana takdir edilmemiş ve ulaşamayacağın bir şeyin yükünü niçin çekersin? İşlemediğin bir amelin sevabını alamayacağın gibi sana takdir edilmemiş bir şeye de sahip olamazsın.

 

Ey Âdemoğlu! Yolu ölüm olan biri dünya ile nasıl sevinebilir? Evi kabir olan biri dünya yurdundaki evi ile nasıl mutluluk duyabilir?

 

Ey Âdemoğlu! Şükrünü eda ettiğin az bir mal, şükrünü yapamayacağın çok maldan hayırlıdır.

 

Ey Âdemoğlu! En hayırlı malın, önden gönderdiğindir. En hayırsızı ise ardından dünyada bıraktığındır. Nefsin için önden hayır yolla, ölümden önce onu yanında bulursun.

 

Ey Âdemoğlu! Dertli olana dertten kurtuluş veren, istiğfar edeni affeden, tövbe edeni sakındıran, çıplağı giydiren, korku içinde olanın korkusunu gideren, aç olanı doyuran benim. Kulum bana itaat ve kulluk üzere bulunur, emrime razı olursa onun işlerini kolaylaştırır, gücüne güç katar, göğsüne genişlik veririm.

 

Ey Musa! Her kim yetimin ve fukaranın malı ile zenginleşirse onu dünyada fakirleştirdiğim gibi Ahiret’te de azaba çarptırırım. Kim fakirlere ve zayıflara karşı kibirlenip merhametsizlik ederse, onun binasını harap eder, cehennemi ona mesken yaparım. ‘Şüphesiz ki bunlar, evvelki sahifelerde, İbrahim ve Musa’nın sahifelerinde de mevcut olan öğütlerdir. A’lâ 87/18–19."


 

 39. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ben kulumun benim hakkındaki itikat ve zannına göre kendisine muamele ederim.

Artık kulum nasıl isterse benim hakkımda öyle itikat etsin.

 

Kulum beni zikrettiği zaman ben onunla beraberim. Beni içinde (kalbinden gizli olarak) zikrederse, ben de onu zâtımla özel olarak zikrederim.

 

Kulum beni bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu, o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde (meleklerin arasında) zikrederim.

 

Kulum bana güzel amelleri ile bir karış yaklaşırsa, ben ona bir karış yaklaşırım. O bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana yürüyerek gelirse, ben ona (rahmetimle) koşarak gelirim."

 

 

40. KUDSİ HADİS

 

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

 

"Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım; onu sizin aranızda da haram kıldım; öyleyse birbirinize zulüm yapmayın.

 

Ey kullarım! Benim hidayete ulaştırdıklarım hariç, hepiniz sapıklık içinde kalırsınız, öyleyse benden sizi hidayete ulaştırmamı isteyin ki, size hidayet nasip edeyim.

 

Ey kullarım! Benim doyurduklarım hariç, hepiniz açsınız; öyleyse benden sizi doyurmamı isteyin ki, size yiyecek vereyim.

 

Ey kullarım! Benim giydirdiklerim hariç, hepiniz çıplaksınız; öyleyse benden sizi giydirmemi isteyin ki, size giyecek vereyim.

 

Ey kullarım! Sizler gece-gündüz hata edip günah işliyorsunuz. Ben ise bütün günahları affediyorum. Öyleyse siz de benden günahlarınızın affını isteyin ki, sizleri affedeyim.

 

Ey kullarım! Sizin bana bir zarar vermeye gücünüz yetmez ki, zarar veresiniz. Aynı şekilde, bana bir fayda vermeye de gücünüz yetmez ki, fayda veresiniz.

 

Ey kullarım! Sizin ilk insandan son insana kadar hepiniz, insanlarınız ve cinleriniz en muttaki bir insan gibi olsanız ve o sıfat içinde bana kulluk etseniz, bu benim mülkümde hiçbir şey artırmaz, yüceliğime bir şey katmaz.

 

Ey kullarım! Sizin ilk insandan son insana kadar hepiniz, insanlarınız ve cinleriniz en günahkâr bir insan gibi olsanız ve o halde bana isyan etseniz, bu benim mülkümde hiçbir şey eksiltmez, yüceliğime hiçbir zarar vermez.

 

Sizin ilk insandan son insana kadar hepiniz, insanlarınız ve cinleriniz bir tepede toplansanız, her biriniz benden bir şey istese ve hepinize istedikleri şeyleri versem, bu benim mülkümde hiçbir şey eksiltmez.

 

Ey kullarım! Siz amel etmektesiniz, ben ise amellerinizi sizin için tespit edip yazıyorum; sonra onların karşılığını size tam olarak vereceğim.

 

Kim amel defterinde bir hayır bulursa, (onu kendisine nasip eden) yüce Allah’a hamdetsin. Kim de amel defterinde kötü işler bulursa, başkasını değil, sadece kendi nefsini kınasın."

 

Âlemlerin rabbi yüce Allah’a hamdolsun…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s